Bu bir futbol yazısı değildir…
Dünyanın en iyi 4 takımının ikisi sahadaydı!
Favori Almanya’ydı ancak Brezilya da boş değildi…
Ancak hiç kimse neredeyse bir bardak su içme aralığında aynı kaleye ard arda atılan 3 golü izleyeceğini düşünmemişti.
Ama oldu… Halı saha maçlarına rahmet okutan maçta tam 8 gol vardı. Ve onlardan sadece biri Almanya’nın kalesine atıldı.
Psikolojik sınırın aşıldığı 5. golden sonra Favele çocukları geldi akıllara. Hani itildikleri gecekondu mahallelerinde açlık - yoklukla mücadele ederken, kupa için harcanan servete isyan eden çocuklar…
“Evsiz İşçiler Hareketi” yürüyüşleriyle isyanları sokağa taşan çocuklar…
"Dünya Kupası’nın tadını kaçırmasın" diye mahalleleri polis tarafından ablukaya alınan, hatta öldürüldükleri dahi iddia edilen çocuklar.
Ne "ev sahibi" olmak ne "Japon hakem zihniyeti" hiç bir şey duramamıştı Favele çocuklarının “AH”larının karşısında.
En günahsız kaleci Julio Cesar’dı bence. Belki de sadece Kova Yaşar’ın anlayabileceği bu acıyı yaşamayı haketmiş miydi? Bence hayır...


